İnsan’ı hayata bağlayan, ayakta tutan nedir? Yaşayıp biriktirdikleri mi? Şu an sahip oldukları mı? Yoksa hayelleri mi? Kendim cevap vererek başlayayım. Yaşanmışlıklarımı bazılarının içine hüzün serpilmiş olsa da hep gülümseyerek anımsadım, şu an sahip olduklarım için ise hep şükür ettim. Beni ben yapan ve hayata bağlayan ise her zaman hayallerim oldu. Demli Bahçe ise içten içe büyüttüğüm en kıymetli hayalimdi. Mutluluk, başarı gibi kavramları toplumca çizilmiş çerçevenin dışına taşırılması gerektiğine inanan biri için zaman alacak olsa da gerçekleşebilecek bir hayaldi.

Toplum’un bizim yerimize seçtikleriyle dolu, bizi biz yapan değerlerin içinin boşaldığı, mutluluğun iyice dijitalleştiği ve iş hayatının kuralları bile belli olmayan bir köşe kapmaca oyununa dönüştüğü hayatımızda beni saran bir kaçış duygusuydu Demli Bahçe. Hiçbir şeyi düşürmeden taşımaya çalışmaktan yorulduğum bir anda hiç bir şeyi kırmadan yavaşça yere bırakıp bir ohhhhh çekip nefes alacağım yerdi. Nefes, soluklanma, zaman, hoşça geçirilen zaman anlamlarına gelen Dem kelimesinin hayalime ortak olması da bundandı.

Seferihisar’ın Orhanlı Köyü hayalimi köklendireceğim yer oldu. Doğası, toprağı, insanı kafamda yarattığım hikayede hemen kendine yer buldu. Hayatımızı saran ilizyonlardan ve karmaşıklaştırdığımız yaşamlardan uzak bir yer. Doğa ve toprak kadar sade ve kendi ritminde.

Başlangıç’lar heyecan vericidir, hele bir de gidilecek daha çok yol varsa. Kırsal bir kültür filizlenecek, doğa ile uyumlu sürdürülebilir bir yaşam güçlenecek, ürettiğimiz tükettiğimizden çok daha fazla olacak burada. Yani Demli Bahçe yavaş yavaş demini alacak, olgunlaşacak.

Başarabilmek dileğiyle!