Geçtiğimiz yıldan biriktirdiğimiz tecrübe ile bu sene bahçede biraz daha planlı ilerleme şansını yakaladık. Zaten geçen sene ekimden, dikime, sulamadan, bakıma onca yanlışa rağmen toprak bize yine de oldukça bonkör davranmış bu süreçte onu öğrendik.

Sulama için hem baraj suyu hem kuyuya sahip olma avantajının yanında geçtiğimiz sene karşılaştığımız zorluklar oldu. Bu sebeple damlama sulama sistemini baştan tasarladım, öncelikle ana borular tekrar döşendi. Damlama filizlerinin çok uzun olmaması suyun daha tazyikli ve her köke eşit dağılımını sağlayacaktı bu sebeple ana boruya bağlı filizleri 15 mt. civarında tuttum. Filizleri kısa tutmak az sayıda olan çeşitleri bile aynı sırada yetiştirebilme şansını da verecekti bize.

Aynı zamanda yeni sistem ile ekim – dikim yönünü kuzey – güneye çevirmiş oldum (güneş ışığının her bitkiye ulaşması için önerilen yönmüş aslında).Her sıra başına vana da ekleyince istediğim sıraya su verip vermeme konforuna sahip oldum (böylece su israfını da ortadan kaldırdık).

Geçtiğimiz yıl yaptığım en büyük hatalardan birisi buydu; ağaçlar, sebzeler, kavun – karpuz hepsi aynı sıra üzerinde yer alıyordu ve özellikle meyve ağaçlarını sulama noktasında oldukça zorluk yaşadım.

Yeni oluşturduğumuz sistem ile bahçeyi üçe bölmüş olduk aslında; bostan, meyve ağaçları ve üzüm bağı. Bağ’a su vermiyoruz ancak kepçe girmişken ilerisi için altyapısını hazırlamış olduk (belki ileride bağ arasında birşeyler yetiştirilebilir düşüncesi ile). İlk denemeler beklentilerin üzerinde sonuçlar verdi diyebilirim.

Kafa yorduğum diğer bir konu da sadece yerli tohumların olduğu bir bahçe kurmak ve tohumlarımı koruyarak her yıl kullanmaktı. Bahçe planlamasını yaparken de aynı türlere ait çapraz tozlaşma mesafelerini, çapraz tozlaşmayı önlemek için mısır gibi bariyer bitkileri kullanılması gibi konuları da göz önünde bulundurdum, bu konuyu daha sonra detaylandırmaya çalışacağım.

Bir önceki yazımda bahsettiğim gibi Turgutlar köyünde ektiğimiz tohumlarımız hayata merhaba diyip dikilecek olgunluğa ulaşınca gidip fidelerimizi aldık ve bahçedeki yerlerine dikildiler. Şu an için kayıp yok denecek kadar az. Kavun, karpuz, kuru fasülye, mısır, kabak, nohut, börülce gibi direk toprağa ekilen tohumlarımızı da toprak tavında iken ekmiştik. Artık bahçemizin büyümesini bekleyeceğiz. Özellikle domatesler için oldukça sabırsızlanıyorum.

Bahçeye kimyasal gübre yada ilaç girişi yasak:)) Mutlaka kayıplar da olacak ancak neticede toprağın bize verdiği ile mutlu olmayı bileceğiz. Geçtiğimiz sene dağdan getirttiğim keçi gübresini kullanmıştım. Bu sene de aynı şekilde keçi güresi kullanacağım. Ayrıca bir süredir araştırdığım solucan gübresini denemek üzere hem katı hem sıvısından temin ettim. Hatta fide çukurlarında birer avuç kullandım. Sonuçlarını izleyeceğiz.

Verimli bir planlama ve uygulama dönemi geçirdik, seneye yeni dersler çıkaracağız çünkü toprak ve doğadan öğreneceğimiz çok şey var.


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir